EKONOMİ

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ

Haz 28, 2008 - EKONOMİ | yorum yazın

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, http://www.btp.org.tr/

her bakımdan tıkanmış olan Türkiye’de “alternatif yok” yaygarasının çözümün gerçek adresini örtmek için bir saptırmaca olduğunu belirterek,
“Gelin el ele verelim, bakınız Türkiye nasıl kurtuluyor!” dedi.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş,
tüm dünyanın krizle çalkalandığı bir dönemde gündeme getirdiği Milli Ekonomi Modeli’ne,
“Ekonominin ve Sosyal Devlet’in kitabını yazdım ve dedim ki; ey dünya, ilim dünyası alın,
bunu okuyun, yanlışım varsa yüzüme çarpın…
Veya ne gerekiyorsa onu yapın.

Ama yanlış yoksa, bunu delikanlı gibi de söyleyin.
Dünya, eser ve projelerimi didik didik etti, irdeledi ve sonunda kararını verdi; bu model, değil Türkiye’yi, dünyayı kurtarır.

Bilim adamları, Milli Ekonomi Modeli’ni baştacı yaptı. İşte çözüm bu…
Ne yapalım Türkiye’nin batmaktan ve çöküşten başka alternatifi yok diyenlere tekrar hatırlatıyorum; Türkiye’nin alternatifi var, o da BTP’dir.
Dünyayı da ayağa kaldıracak modelimiz var; o da Milli Ekonomi Modeli’dir. Dünya bunu konuşuyor, bilim adamları bunu söylüyor” sözleriyle dikkat çekti.

Dünya tıkandı, mevcut sistemler çöktü diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Hem Türk ekonomisini düze çıkartacak, hem de dünya ekonomisine yön verecek tek çözüm milli ekonomi modelidir” dedi.

Kapitalizm arapsaçı

Prof. Dr. Baş dünyanın dört bir yanından uluslararası Milli Ekonomi Modeli kongrelerine katılan bilim adamlarının tezle ilgili değerlendirmelerini hatırlattı.
BTP Genel Başkanı şunları söyledi:

“Ne dediler biliyor musunuz? Rus bilim adamı Lisichkin diyor ki, ‘biz böyle bir sistemin bizden çıkacağını bekliyorduk. Böyle bir tezin bize ait olacağını bekliyorduk.
Maalesef bu sizlerden çıktı.

Biz buna da razıyız’. Başka ne diyorlar? ‘Bu eser bir dâhinin eseridir…’
Avrupalısı bunu söylüyor. Amerikan profesörü bunu diyor.”

Ekonomik çıkmaza giren dünyada mevcut kapitalist ve komünist sistemin artık çöktüğünü belirten BTP Genel Başkanı şunları söyledi:

“Dünyayı kıvrandıran bu liberal–kapitalist ekonomi anlayışı…
Bunların hepsi hikâye… Bunlar sistem değil ki; arapsaçı. Kimsenin bir şey anladığı yok.
Oturdum, ben bunu tek tek neresi doğru, neresi yanlış tespit ettim.

Ben böyle bir tez yazdım.
Yahu iki tane harfi yanyana getiremeyen adamları siz bu ülkede başbakan yaptınız.
Dünyaya diz çöktüren adama sırtınızı döndünüz; sanki ondan intikam aldınız.

O zaman da olan milletimize oldu, devletimize oldu. Yazıklar olsun deme hakkına sahip değil miyim?”

Alternatif BTP
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş,

Türkiye’de alternatif yok şeklinde dile getirilen görüşlere de tepki gösterdi.

Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Türkiye’nin önü tıkalıymış, alternatifi yokmuş, bilmem ne?! Safsataya bak… Çözümün gerçek adresini örtmek için uydurulmuş safsata.
Bunları uyduranları ben talebe yapmam.
Vallahi talebe yapmam. Kimdir onlar?

Bir yandan ülkeni, insanını, devletini, askerini ve milletini Amerika’ya, Avrupa’ya peşkeş çekeceksin, beslediğin medya senin namına boyuna propagandanı yapacak, sen de adamım diye, delikanlıyım diye gezeceksin…
Buna kargalar bile güler.”

Milletin ve devletin sıkıntılarına son vermenin yine milletin elinde ve azminde olduğunun altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Türkiye, kabul etsek de etmesek de, bir noktaya geldi.
Açılım istiyor. Bu açılım, Bağımsız Türkiye Partisi’nin dışındaki bir hareketle mümkün değil…
Türkiye’nin tek alternatifi var; o da BTP’dir, Milli Ekonomi Modeli’dir, Sosyal Devlet projelerimizdir.

Gelin elele verelim. Milletin ve devletin bu sıkıntısına son verelim bu sizin elinizde, milletimizin elinde ve azminde. Gelin elele verelim, devlet ve milletimizin nasıl şahlandığını hep beraber görelim. Gelin el ele verelim, bakınız Türkiye nasıl kurtuluyor” dedi.

www.milliekonomimodeli.com

TUNALIM…

 :www.mehmettunabas.tr.com.tr

(IV) MİLLİ EKONOMİ KONGRESİ BURSA’DA YAPILDI..

Nis 21, 2008 - EKONOMİ | yorum yazın

 

Prof. Dr. Haydar Baş’tan ’’Sosyal Devlet’’ projesi

 
  ‘Sosyal devlet,milli devlet’

15 ülkeden 100’ü aşkın bilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet Milli Devlet” tezinin Türkiye ve dünya için tek çıkış yolu olduğunu Bursa’dan tüm dünyaya haykırdı.

Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli Birliği’nin Türk milletinin geçmişte üç kıtaya hükmettiği Osmanlı İmparatorluğun merkezi olan Bursa’da tertip ettiği 4. Uluslararası Sosyal Devlet Milli Devlet Kongresi sona erdi. Bursa’daki tarihi kongreye 15 ülkeden 100’ü aşkın bilim adamı iştirak etti. Kongreye ilim adamı düzeyinde katılan ülkeler şunlar; İsviçre, Almanya, Rusya, Estonya,  Fransa, Hollanda, Kazakistan, Macaristan, İspanya, Finlandiya, İngiltere, Bosna hersek, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye. İki günde toplam altı oturum şeklinde gerçekleştirilen kongreye tebliğ sunan akademisyenlerin yanında çok sayıda misafir bilim adamı da katıldı.

Prof. Dr. Baş dakikalarca alkışlandı
İki gün boyunca devam eden “Sosyal Devlet Milli Devlet” kongresi Prof. Dr. Haydar Baş’ın muhteşem bir kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Prof. Dr. Haydar Baş kapanış konuşmasını yapmak için kürsüye, kongreye katılan 100’ün üstünde yerli ve yabancı bilim adamlarının ayakta alkışları arasında geldi. Akademisyenlerin Prof. Dr. Haydar Baş’ı alkışlamaları dakikalarca devam etti. “Sosyal Devlet Milli Devlet” tezinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’ın konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Prof. Baş’ın kapanış konuşması yaptığı sırada yerli ve yabancı bazı akademisyenlerin ayağa kalkarak alkışlamaları dikkatlerden kaçmadı.

Kapanış konuşması tezin sahibinden
Bursa’da iki gün süren “Sosyal Devlet Milli Devlet” kongresi Prof. Dr. Haydar Baş’ın muhteşem bir kapanış konuşmasıyla tamamlandı

Pazar günü kongrenin oturumlarının tamamlanmasından sonra başlayan Prof. Dr. Baş’ın konuşması kongrenin tüm yorgunluğuna rağmen bilim adamları tarafından ilgiyle sonuna kadar takip edildi. Prof. Dr. Haydar Baş aynı zamanda kongrenin konu edindiği “Sosyal Devlet Milli Devlet” teziyle ilgili çok geniş ve çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Kapanış konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş’ın değindiği bazı konular şunlar;

İnsanlık aradığını tezimizde bulmuştur!
Sosyalizm ve kapitalizmden umduğunu bulamayanlar, esaretten bıkan halklar çare olarak Milli Ekonomi Modeli’ne sarılmıştır. Bağımsızlık için gerekli bu özellik dikkate alındığında, iktisat literatürüne girmiş olan milli ekonomi modelinin, uluslararası iktisat tezi olarak kabul görmesi tabiidir. Milli ekonomi modelinin bugün dünyanın bütün iktisat sitelerinde yer almış olmasının sebebi, insanlığın aradıklarını bu tezde bulmasıdır.

Sosyal devlet hakları garanti eder!
Vatandaşların sosyal devletten beklentileri devletin vatandaşının geçimini temin etmesi ve vatandaşlarına iş imkânlarını sağlaması, sağlık ve barınmasını garanti altına almasıdır. Bugün AB ülkeleri de dâhil bu imkânları vatandaşlarına hazırlayamamıştır. AB’nin işsizliğe bulduğu tek çare yarım gün çalışma yöntemidir. Sosyal devlet ise, Milli Ekonomi Modeli ile tam istihdamı garanti altına almaktadır. 

Sosyal devlet ‘alan el değil veren el’dir!
Milletinden vergi olarak toplanandan daha fazlasını millete veren devlete “sosyal Devlet” denir. Sosyal devlet alan el değil, veren eldir. Sosyal devlette, vatandaşa verilecek sosyal yardımların başında “Vatandaşlık Maaşı” gelir. Sosyal devlet demek, işsizlik konusunu halleden devlet demektir. Bu devlet kalıcı ve sürekli bir büyümeyi sağlar. Böyle bir piyasada herkes imkânlardan istifade edebilir.

Gerçek sosyal devlet vergi almaz!
Gerçek sosyal devlet hayata geçtiğinde tüketiciden vergi almayan bir devlet anlayışı ortaya çıkar. Her gelir grubundan aynı oranda vergi almanın yanlış olduğunu ifade ediyoruz. 100 milyarın altında geliri olandan vergi alınmaz. Bu tüketici grubuna devletin bir desteğidir.

Kongrede ne dediler?
Model bütün insanlık için kurtuluştur Prof. Dr. Juhani Tamminen – Finlandiya
Finlandiya’da Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nin birçok enstrümanları koruyucu tedbir olarak uygulamaya alındı. Örneğin, bazı dev Fransız şirketleri uranyum madenlerini topyekûn almaya kalkıştı. Ama hükümet yerinde müdahalelerle bu ve bunun gibi olaylara meydan vermedi. Kongremizin temelini oluşturan sevgili meslektaşımın eseri, Finlandiya gibi milli varlığını korumanın güçlükleriyle boğuşan ülkeler için son derece kıymetli bir rehber teşkil etmektedir. Diyebilirim ki, yeni sömürgecilik arayışlarına karşı koymak isteyenlerin elinde artık pratik ve kapsamlı bir rehber ve bir doğru yanlış çizelgesi vardır. Bu rehber, sadece Türk milleti için değil, hiçbir din ve ırk farkı gözetmeksizin bütün insanlık için bir kurtuluş projesidir, barış, adalet ve kalkınma modelidir. Bu modelin sahibi Prof. Dr. Baş’ı yürekten tebrik ediyorum.

Prof. Dr. Baş yüz akı bir bilgedir! Prof. Dr. Jyri Kadak – Estonya Tallinn Üniversitesi

Yirminci yüzyıl sonlarında, devlet ve vatandaş arasındaki bağın hiçbir mantıki gerekçeye dayanmadan yıpratılması, hatta koparılmaya çalışılarak dengelerin zorlanması çok ciddi problemlerden biridir.  Eserde benim en önemli bulduğum yön bu problemi telafi eden bir mekanizmayı somutlaştırması ve formülleştirmesi. Prof. Dr. Baş, devleti güçlendirirken, Sosyal Devlet enstrümanlarıyla milleti de kuvvetlendiriyor; “kaba devlet”i değil, bilakis “baba devlet” yapısını oluşturuyor. Model, öyle bir yapı geliştiriyor ki, hiçbir din, ırk ve sınıf farkı gözetmeksizin herkesi destekliyor, herkes kabiliyetine göre bu destekten azami istifade ile ya katma değer üretiyor veya üretilene müşteri olarak ekonominin sürekli büyümesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, bugün insanlığın tıkandığı noktada, beklenen yaklaşımdır. Bu bağlamda sayın Prof. Dr. Baş, insanlık ve bilim adına bir yüz akı bilgedir.

Bu tez küreselleşmeye panzehirdir Prof. Dr. Patrick Boulogne – Fransa Paris Üniversitesi

Beni bu kongreye davet ettiklerinden ötürü Türk dostlarıma çok teşekkür ederim. Dostane olduğu kadar saygın olan böylesi bir ortamda düşüncelerimi ifade edebilmek benim için bir onurdur. Tehlikeli gerilimlerin gittikçe yoğunluk kazandığı günümüz dünyasında, yaşananları anlamak, tahlil etmek ve çözüm getirmek tüm dünyadaki aydınların acil sorumluluğudur. İşte bu çerçevede Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet, Milli Devlet” tezi uluslar için bir can simididir ve insanlık tarihi açısından önemli bir aşamadır. Küreselleşme döneminde ‘milli devlet’e vurgu yapılması hayati derecede önemlidir.

Prof. Baş kalkınmanın adresini göstermiştir Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu – İstanbul Üniversitesi
Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet–Sosyal Devlet modeli ile bütün ulusların kendi kendine nasıl yetebileceklerinin nasıl kalkınabileceklerinin anahtarı olan Mili Ekonomi Modelini uygulayarak dünyanın beklediği barışa, sosyal adalete ve demokrasiye ulaşabileceklerinin adresini göstermektedir. Ve Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet ve Milli Ekonomi tezleri ile fakirliği ve yoksulluğu ortadan kaldıracak projelerle insanlığın önüne yeni ufuklar açmaktadır.

Sosyal Devlet tezine hayran kaldım Prof. Dr. Metin TULGAR
“Sosyal Devlet/Milli Devlet” kitabının her cümlesini dikkatle ve hayranlıkla okuyorum. Bu tezin, Müslüman Türk dünyasının tezi olmasından onur duyuyorum.  İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi kutsal kavramların bilinçli şekilde çarpıtıldığı günümüzün karmaşık ortamında umutsuzluk değil umut mesajlarıyla insanlığa mutlu gelecek müjdesi veren bu eserin her cümlesi dikkatle ve özümsenerek okunmalı kanaatindeyim. Güçlü devlet, güçlü ordu ve sağlam aile yapısı kurumlarını temel ilke edinen “Sosyal Devlet/Milli Devlet”  tezi ulusal potansiyelimizi idrak ederek yeniden kimliğimizi kazanmamızı öngörmektedir. Milli Ekonomi Modeli kendi kendine yeten bir kalkınmayı ve sürekli büyümeyi sağlayarak devletlerin siyaseten bağımsız olacaklarını ifade etmektedir. Bu önemli eseri, kurtuluş reçetesi arar haldeki insanlığa sunan Sayın Prof. Dr. Haydar BAŞ Hocamızı yürekten kutluyorum.

TUNALIM….

ABD TEK BAŞINA BATMIYORKİ!…

Şub 26, 2008 - EKONOMİ | yorum yazın

zalimsultanux6 

  ABD, batıyor. Amerikan ekonomisi nalları dikti, dikiyor.
Tek başına batmıyor ABD.
Ne kadar “stratejik ortakçısı” varsa, hep beraber batıyorlar, hep beraber batacaklar.
Zannediyor musunuz ki, stratejik ortağı AKP’nin yönetimindeki Türkiye rahat olacak… Aldanmayın.
ABD ile AKP de batacak, AKP yönetimindeki, Türkiye de… Tabi diğer stratejik ortaklar da bu batıştan nasibini alacak; bileşik kaplar gibi bunlar.
Türkiye, AKP’den kurtulmadığı müddetçe, çöken ABD ile çökmeye ve batmaya mahkumdur.
Sosyalizmden sonra liberal–kapitalizm de iflas etti; dünya bunu görüyor.
ABD, bugüne kadar çoktan batmış olması lazımdı; lakin stratejik ortakları onu ayakta tuttu.
Hazinelerine “rezerv” diye karşılıksız Amerikan dolarlarını dolduranlar tutmak zorunda kaldı. Onların üzerine doğru yıkılıyor çünkü ABD ekonomisi… Hazinesinde 400 milyar, 500 milyar, 650 milyar dolar hatta daha da fazla karşılıksız Amerikan dolarını “rezerv” diye tutan ülkelerini ahvalini düşünün; ABD ekonomisi çökerken, onlarla beraber çöküyor… Onlar çöküşü ve yıkılışı, ötelemeye ve ertelemeye çalıştılar kendi paçalarını kurtarmak için. Ama nafile… ABD ekonomisi çöküyor. Kapitalizm çöküyor.
ABD, “liberal–kapitalizm rayı”ndan çıktı; ABD öyle göçüyor ki, ne Keynes kaldı ortalıkta, ne Fredman…
Dünya bir taraftan bu çöküşe şahit olurken, o taraftan doğudan yükselen güneşe tutuldu… Dünya bilim adamları ve ekonomistler, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin Mili Ekonomi Modeli’ni konuşuyor, baş tacı yapıyor.
Kapitalizm ve sosyalizmden kaçan devletler, Milli Ekonomi Modeli’ne sığınıyorlar.
Çağ, artık Milli Ekonomi Modeli çağı…
Darısı, bizim aymazların başına… Darısı, güya Müslüman, Türkçü, Milliyetçi veya Atatürkçü kılığına bürünerek Türkiye’yi çöken Amerika’nın kapı kulu ve IMF’nin dilencisi yapanların başına!
Hafızalarınız tazeleyin, hatırlayıverin; Prof. Dr. Haydar Baş bey, bundan 8–9 sene önce, ABD’nin yakın zamanda çökeceğini ve AB’nin dağılacağını bilimsel gerekçelere ve ekonomi verilerine dayanarak ortaya koydu.
İşte şimdi olan oldu, olacak olan oluyor.
ABD, çırpındıkça batacak, battıkça çırpınacak. Battıkça hırçınlaşacak… Çünkü ABD’nin içine korku düştü, kurt düştü; çatırdıyor.
Mezarlığın ortasından geçen korkak adam misali, korkusunu bastırmak için ıslık çalmayı artıracak.
Büyük Ortadoğu Projesi’ne(BOP) yüklenecek… İsrail, rahat durmuyor çünkü.
Öte yandan Evangelist Bush ile İsrail arasında, BOP kardeşliği var; bu kardeşlik inanç ve ideal kardeşliğidir.
Prof. Dr. J. Nisbitt’in ifadesiyle W. Bush, BOP işini, inancı uğruna uygulamaya koydu, Haçlı seferini ve işgallerini bu inanç ekseninde gerçekleştiriyor.
Bush tamam da, bizimkilere ne oluyor demeyin; onlar da medeniyetleri cemettiler, hepsi cem oldular, aynı “BOP”un stratejik ortaklarıdırlar.
AKP böyle de; CHP, MHP farklı mı?! Geçen günkü yazımda işte bunu sormuştum.
Hiçbir farklı değil… AKP de, CHP de, MHP de aynı değirmene su taşıyorlar; aynı BOP’ta hizmet vermek ve ortakçılık yapmak için can atıyorlar, pazarlıklar yaptılar, yapıyorlar.
CHP’nin Amerika ile olan “at pazarlığı”nı 2003 Eylül’ünde Sedat Ergin ve Yalçın Doğan deşifre ettiler; MHP, DSP ve ANAP’ın Irak’ın işgali karşılığında ABD ile at pazarlığını ANASOL–M hükümetinin Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel itiraf etti.
Doğan ve Ergin’in kaydettiklerine göre, CHP lideri Deniz Baykal, Kemal Derviş’i aracılığıyla Irak işgali ve tezkere katkısı üstüne at pazarlığına soyunuyor… ABD, 6 milyar dolar mı verir, yoksa 10 milyar dolara çıkar mı, araştırması yaptırıyor. Hesap tutturamıyor.
Şimdi Moon seanslarından geçen bu Baykal, hangi akıl ve projeyle Türkiye’ye batmaktan kurtaracak!
Benzer at pazarlığını MHP ve DSP yapıyor. Onlar da sınır ötesine 50 km. girme karşılığında, ABD’nin BOP projesine ve Irak’a müdahaleye kafa sallıyorlar… Ama Bush yönetimi, bu takati kesilmiş ANASOL–M hükümetinde yağ çıkmayacağını anlayınca, Ankara’dakileri kale almıyor, mutabakatı bozuyor. Derviş çomağıyla koalisyon dağılıyor… Ardından ABD’nin İslamcı cilalı stratejik ortağı AKP, hükümete getiriliyor… Bölgede olan oluyor; BOP işgalleri alıp başını gidiyor.
Şimdi bu MHP, bu DSP mi Türkiye’yi BOP’tan kurtaracak, batmaktan kurtaracak… Hangi akıl ile, hangi proje ile, hangi yürek ile…?!
Türkiye’nin tek kurtuluş yolu var; BTP… Bu gerçeği anladık, anladık.
Yok, hala anlamadı isek; o zaman, er veya geç, kafamızı taşlara vura vura, ABD ve IMF ile bata bata, AB ile bölüne bölüne anlayacağız… Tabii, Türkiye ve Türk milleti kalırsa ortada! ..

TUNALIM…

BATICILIK İFLAS ETMİŞTİR

Oca 26, 2008 - EKONOMİ | yorum yazın

Yıllardır batıcılık felsefesi güden siyasiler kendi öz değerlerini unutup problemlerine çözümleri hep başkalarından, özellikle de batıdan beklemiştir. Sergilediği bu tavrına da bahane olarak; “kendi başımıza kalırsak aç kalırız, işsiz, aşsız kalırız” sözleridir. Aslında bu mantık, küresel güçlerin sindirme taktiklerinden olup, tamamen aldatmacadır. Gerek AB, gerek ABD ile ilişkileri devam ettirirken vatandaşa verilmek istenen mantık da ; “güçlü olmak, milli gelirimizi artırıp zengin olmak, yalnız kalıp kurda kuşa yem olmamak, medeniyetten, ilimden, teknikten, insan haklarından daha fazla istifade etmek dolayısıyla da  güçlünün yanında olmak” düşüncesi olmuştur.

Tarih sahnesinde yerimizi aldığımız günden bu yana biz Türk Milleti’nin başı her zaman belalı olmuştur. Haklı olmak, haklı kalmak, haklının yanında yer almak ve Hakla beraber olmak bizim sevdamız olmuştur. İşte  bundan dolayı da her zaman haksızların hedefi olmuş, bazen kazanmış bazen kaybetmişiz ama yakın tarihimize kadar hiçbir dönemde haksızın yanında yer almamışızdır.
Yakın tarihte Mustafa Kemal Atatürk’ün 1938 de aramızdan ayrılmasıyla birlikte dünyanın dengeleri değişmeye başlamış, birileri yönümüzü batıya doğru sinsi bir şekilde çevirmiş, bundan sonra haklının değil güçlünün yanında yer alma mantığı oluşturulmaya başlamıştır.

Türk Milleti’nin sürekli başının belası olan haçlı batı bu sefer işlerini daha sağlama almak için, misyonerlik faaliyetlerine ağırlık vermiş,  onlar asla bizi hoş görmez iken, hep bize hoşgörüyü tavsiye etmişler, bu konuda içimizden birilerine hoşgörü ve diyalog fedailiği görevi vererek, oynadıkları tiyatroyla milletimizin düşünce dünyasını yavaş yavaş değiştirmişlerdir.
Hoşgörü fedailerinin görüş ve düşünceleri neticede millete iktidar olmuş ama vaat edilen ne maddi ne manevi rahatlık oluşmadığı gibi, kanla alınmış vatan toprakları satışa çıkarılmış, borç boçla ödenerek borçlar katlanmış, ya da sata sata bu günlere gelinmiştir. 2008 le birlikte AB, ABD ile ilişkilere hız verilmiş, bu yılın AB yılı olacağı peşinen ilan edilmiştir.
Hoşgöre hoşgöre dini  ve milli  ölçümüz, sata sata toprağımız elden gitmeye devam etmektedir. Bu gün gelinen noktada Türk insanı asla mutlu değildir.
İktidarların asıl görevi milletlerine mutlu ve güvenli bir hayat sağlamak olduğuna göre, bu beklentilerin bugüne kadar gerçekleşmemesi bir yana, gerçekleşme ihtimali de gün geçtikçe hayal olmaktadır.

Bu güne kadar batılcık noktasında bu kadar batıya teslim ve yakın olunmadığı halde, örnek alınan batı her yönden batağa saplanmaktadır. Kültürü, dini ve son olarak da ekonomisi batmıştır. Şimdi kendimize şunu sormak hakkımız değil mi; Bu güne kadar batı batı dedik, ne kazandık ne kaybettik? Bırakın basiret gözünü, normal gözle bakmakla bile vereceğimiz cevap herkesinki ile aynıdır; “İflas” ..!
Görünen manzara batıcılık iflas etmiştir… Bütün baskılara, yıldırmalara rağmen, millet olarak; mutlaka milli çözümler bulmak, kendimize dönmek zorundayız. Çözüm çok uzakta değildir. Çözüm; Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modelindedir”, “Sosyal Devlet, Milli Devlet” projesindedir.

Uğur Kepekçi-TUNALIM..

NATIONAL ECONOMIC MODEL(Prof.Dr.Haydar Baş)

Ara 22, 2007 - EKONOMİ | yorum yazın

 MİLLİ EKONOMİ MODELİ


  Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi ‘05 Kapanış Konuşması /
Prof. Dr. Haydar BAŞ TürkçeEnglishRussianGerman


 Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi ‘05 Sonuç Bildirgesi


 http://www.milliekonomimodeli.com/index.php?mmedia=1&dde=mem1.wmv

ABD EKONOMİK PROBLEMLERİNİ MEM’LE ÇÖZMEYE ÇALIŞIYOR.YA BİZ?

   

             

 
ABD Başkanı Bush geçtiğimiz günlerde tüketimi teşvik etmeye yönelik acil bir eylem planı kararı aldıklarını açıkladı.
Bush’un bu adımının, şu ana kadar tam tersini söyleyen Kapitalist anlayışın bir ürünü olmadığı açık.
ABD’de esasen çok önceleri başlayan, ama para politikaları ya da küresel bir takım projelerle üzeri örtülmeye çalışılan kriz, geçen yıl sonlarında yaşanan mortgage kriziyle beraber gün yüzüne çıktı. ABD piyasaları ve ona bağlı küresel piyasalar allak bullak oldu.
Daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi bu kriz, Kapitalizmin doğal bir sonucuydu. ABD halkı ve kurumları, hatta devleti borç batağına batmıştı ve halk bu borçları ödeyebilecek imkana sahip değildi. Olay tıkanmıştı.
Kapitalizm “kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız” mantığından yola çıktığı ve bütün ekonomi bu çürük temel üzerine kurulu olduğu için sürekli tüketim daraltılmak istenmiş ve mali disiplin politikaları uygulanmıştır.
Kapital sahipleri, halkın eline para verilerek “sınırlı kaynaklara ortak olmalarını” istememiştir.
O halde Bush ya da ona akıl verenler bu projeyi nereden aldı?
Bush’u bu konuda destekleyen ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke’nin açıklamaları oldukça ilginçti.
Kapitalizm’in merkezinde bir Merkez Bankası Başkanı, Kapitalizmin tarihinde görülmemiş bir farklılıkla “yavaşlayan ekonomiyi canlandırmak için, çabuk harcayacakların cebine para konması” gerektiğini açıklıyordu.
“Çabuk harcayacakların cebine para koyma” projesi sizce kime ait?
Tabii ki Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’a. Dünyaca ünlü ve dünya ekonomi literatürüne geçen Milli Ekonomi Modeli’nde Prof. Baş, ekonomik kalkınmada tüketimin ve tüketiciyi desteklemenin önemini vurguluyor. Sadece vurgulamakla kalmıyor, Milli Ekonomi Modeli kitabı “Tüketim Endeksli Denge Analizi” olarak tanımlanıyor.
Sayın Baş, tüketici kesimi 100 milyar liranın altında (yeni ifadesiyle 100 bin YTL) geliri olan vatandaş olarak ifade ediliyor.
Ne tesadüftür ki, ABD Başkanı Bush, tüketim teşviki verilecek olanların 85 bin doların altında geliri olanlar olarak tanımlıyor. Yani aşağı yukarı 100 milyar lira.
ABD, halkının tüketim daralmasından kaynaklanan bir problem yaşadı ve Milli Ekonomi Modeli’nde aradığını buldu.
Gerçi MEM’in sadece bu bölümünü uygulamak ABD ekonomisini tamamen düzeltmeyecek, sadece bir süre rahatlatacak, sonra başka bir sıkıntı çıkabilir. Çünkü MEM bir bütün. Kesin çözüme ulaşmak için bütün çözüm maddeleriyle birlikte uygulamak lazım. MEM’in bir bölümünü alıp hastalıklı olan Kapitalizme yama yapmak kesin çözüme asla götürmez.
Tüketimi canlandırırken, üretim de sıfır faizli kredilerle desteklenmelidir. Sermaye sahipleri para ile para kazanmaya değil, üretimle kazanmaya yönlendirilmelidir. Bu sağlanmadığı müddetçe ekonomi bir yerden mutlaka patlak verecektir.
Ama yine de ABD’nin bir Türk bilim adamının projelerine yönelmesi güzel bir gelişme.
Önce Rusya, sonra Venezuella, Brezilya… şimdi de ABD.
Rusya, aileler çocuk sahibi olmak istemediğinden dolayı ciddi bir nüfus gerilemesi sorunuyla karşı karşıyaydı. Milli Ekonomi Modeli’nde ifade edilen sosyal devlet projelerinden “Her doğan çocuğa doğum parası” projesini devreye koydular ve şu anda doğum patlaması yaşıyorlar.
Aynı zamanda Rusya yine MEM’de ifade edilen “Ülkeler yaptıkları ihracatları karşılığında kendi milli paralarını talep etmeliler” projesini hayata geçirerek petrolünü ve madenlerini Ruble ile satma kararı aldı.
Şimdi biz bu gerçekleri ifade ederken, hala gerçekleri gizlemeye çalışanlar topu taca atmak isteyenler olacaktır. Çünkü onlar kraldan daha fazla kralcı. ABD, Rusya, Venezuella, Brezilya sıkıntılarının çözümü aramada mantığıyla hareket ederek bir Türk bilim adamının fikirlerini projelerini uygulamaya çalışırken, bizimkiler çözümü illaki ABD’den, AB’den bekliyor.
Bizim taşeronlar onların kuyruğunda, onlar ise bizim milli projeler sahibi olanlarımızın kuyruğunda.
Bizim taşeronlar içimizdeki değerlerin farkına varabilirse, ya da Türk milleti kraldan daha fazla kralcı, aklı kafasında olmayan bu taşeronları değil de ülkemiz ve milletimiz adına proje sahibi siyasi liderleri iş başına getirirse çözüme kavuşmuş olacağız.

Murat Çabas-TUNALIM…


 


http://www.mehmettunabas.com

MİLLİ EKONOMİ NEDİR?..

Ara 22, 2007 - EKONOMİ | yorum yazın

 
Milli ekonomi modeli nedir?
1- Tamamen kendi insanımızın emeği, çalışması ve üretimiyle ülkemizin kalkınmasını ve ekonomik bağımsızlığını hedefleyen ekonomik modeldir.

2- Bu yönüyle milli kalkınma modeli, ülkeleri sömürmeyi hedef alan küresel güçlere karşı verilen mücadelenin de adıdır.

3- Bu model bir alternatif değil, ekonomik savaşın yaşandığı günümüz dünyasında yegâne kalkınma modelidir.

Milli Kalkınma Modeli’nin esasları

1- Maksat, ülkemizin kalkınması ve ekonomik bağımsızlığıdır. Ekonomik bağımsızlıktan kasıt, Türkiye’nin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış ödemelerini borçlanmadan temin etmesidir.

2- Uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere karşı yürüttüğü ekonomik savaştan dolayı ülkemizde reel sektör, ileri teknoloji kullanan, büyük yatırım ve organizasyonları gerçekleştiren projeleri hayata geçirecek güçten uzaklaşmıştır.

3- Bu sebeple devlet, yeni ürünler geliştiren, yeni pazarlar bulan, yeni teknik ve yöntemlerin uygulandığı ve büyük sermaye yatırımlarının gerektiği alanlara girip, mamul ve yarı mamul üreterek reel sektöre öncülük yapacak; uzun vadede üretimimiz ve istikrarın sağlanması için stratejik malların üretimi garanti altına alınacaktır.

4- Reel sektör faaliyet dışı gelirlerle değil, üretimle para kazanmaya yönlendirilecektir.

5- Üreticinin sıfır maliyetle sermaye elde edebilmesi için, emisyonun genişletilmesi ve faiz giderlerinin kaldırılmasıyla elde edilecek kaynak, proje mukabili müteşebbise verilecektir.

6- Sigorta, vergi ve enerji gelirleri aşağıya çekilerek, maliyetlerin düşürülmesi temin edilecek; bu sayede halkımıza dış piyasa koşullarında rekabet edebilecek mal sağlanmış olacaktır.

7- Yerli üretim, ithal mallar karşısında korunacaktır.

8- Dışarıya satılan hammadde ve yarı mamullerin değer katılarak mamul haline geldikten sonra ihraç edilmesi sağlanacaktır.

9- Yapılacak yatırımlar, ekonomik açıdan öncelikli sektörlere dağıtılarak verimlilik yakalanacak ve yatırım hacmi ile daha yüksek bir büyüme hızı elde edilecektir.

10- Yabancı sermayenin, bir ülkeye enerji kaynaklarını veya doğal kaynakları kullanmak veya gümrük duvarlarını aşarak iç pazara mal ve hizmet satmak için geldiği bilinmektedir. Gelişmekte olan ülkeleri sömürme mantığı dışında yatırım yaptığı ülkeyle ’ekonomik kader birliği’ yapacak ve kazandığı paranın tamamını bu ülke içinde tekrar yatırıma dönüştürecek anlayışta olan yabancı sermayeye her türlü teşvik ve kolaylık sağlanacaktır.

11- Döviz kurlarını belirsizleştirmesi ve döviz riskine sebep olması dolayısıyla ve sermaye hareketleri üzerinde daraltıcı etkileri ve üreticimizin en riskli maliyet unsuru olması sebebiyle ’dalgalı kur politikasına son verilecek’tir. Türk parasının değeri, Merkez Bankası eliyle korunacak, dolarizasyonu önleyecek tedbirler alınacaktır.

12- Bankacılık kesimi, devlet denetimi altında olacak, faiz hadlerinin belirlenmesinde, banka kredilerinin sektörler ve firmalar arasındaki yatırımlarının dağılım ve yapısı kontrol altında tutulacaktır.

13- Uluslararası tahkim uygulamasına son verilecektir.

14- Gümrük Birliği, millî çıkarlarımız doğrultusunda tekrar gözden geçirilecektir.

15- Spekülatif para ve sermaye hareketlerine karşı tedbirler alınacaktır.

16- İşçi ve memurdan vergi alınmayacak; geliri 100 milyarın altında olan üretici ve pazarlamacıdan da vergi alınmayacaktır.

17- Tarım ve hayvancılık, ormancılık ve madencilik desteklenecek; bu işletmelerin devreye girmesi için faizsiz kredi verilecektir.

Tunalım…